Antalya Saklıkent Kayak Merkezi İzlenimlerim

Antalya’nın, deniz, kum, güneş turizmi ile birlikte kışın kar turizmini de içeren bir coğrafi yapısı var. Yazın, deniz için yüzlerce tercihiniz varken, kışın kar için bu olanaklar bir elin parmağını geçmiyor. Bizim Saklıkent ziyareti, hem 15 tatil, hem de Pazar’a denk gelmesiyle, olması gereken insan ve araç popülasyonundan 10 katı fazlaydı.


Saklıkent, Antalya merkezden 35 km uzaklıkta ve Çakırlar üzerinden gidiyorsunuz. Sabah kahvaltı yapmadıysanız, Çakırlar’da çok güzel kahvaltı seçenekleri var. Yolları her ne kadar çok bozuk olmasa da, bol virajdan dolayı 1.5-2 saate yakın bir zaman alıyor. Araçlara zincir takılacak bir durum yok ama biraz çekişi olsa iyi olur, çünkü 3. vitesten fazlasıyla gidemiyorsunuz.

Girişte otomobil için 10 TL’lik bir ücret alınıyor, bu para ne için alınıyor hiç anlamadım. Otopark yok, kapalı bir alan yok, içeride boş bulduğunuz bir yere park etmeniz gerekiyor. Bir para alıyorsanız bunun bir karşılığı olması gerekiyor.

Kayak pisti ve Telesej’in olduğu yerde konaklama için apart otel ve yemek için bir tane küçük büfe var. Otel kısmını deneyimlemedim ama büfede yarım ekmek arası sucuk veya köfte 15 TL. Köfteler lezzetli ama 4 adet ve inanılmaz küçük. Bir bardak kahve 10 TL ve su 3 TL. Büfenin çevresinde oturaklar var, burası pisti kullanacak kişilerin buluşma noktası gibi bir şey. Dolayısıyla orada bulunmak için illa büfeden bir şeyler almak zorunda değilsiniz. Bu durumda bile bazı görevliler dışarıdan yiyecek ve içecek getirilmesinin yasak olduğunu söylediler. Büfede yüksek fiyatlara sattığınız ürünler kısıtlıyken, insanların evlerinden getirdikleri termosa yasak demek biraz abes oluyor. Ben oraya doğaya, piste (pist için ayrıca ücret veriyorum zaten) geliyorum. Karnımı doyurmak için illa neden köfte veya sucuk yemek zorundayım?

Piste uzak yerlerde aileleriyle piknik yapanlar var. Piknik yeri dediğimiz de, boş bir alan bulup, mangalı koyunca piknik yeri oluyor. Bir mangal yeri, oturak gibi şeyler yok.

Telesej ile en üstteki tepeye çıkmak ise tam bir macera işi. 0-6 yaş arası çocuklar yasak deniliyor ama bence hiç bir çocuk çıkmamalı. Ben, içlik, kaz tüyü mont ve yünlü kalın eldiven giymeme rağmen, parmak uçlarım dondu resmen. Güneş tepede çıktık ama 2400 rakımlı tepe, öyle böyle soğuk değil. Yalnız acayip zevkli ve tehlikeli bir yanı yok. Tepeden aşağıya inince tüm beyazlıklar ayağınızın altında, manzara panoramik bir görüntü misali sizi büyülüyor. Çıkış ve iniş toplamda yarım saat sürüyor ve kişi başı ücreti 15 TL.

Telesej’in hemen yanında çocuklar için baya büyük bir kayma alanı var. Plastik kaykay kiralayarak, harika zamanlar geçirilebilir. Çocuklar çok eğleniyorlar.

Bir daha kesinlikle gitmek isterim ama hem hafta içi, hem de 15 tatil olmayan bir zamanı seçeceğim. Aksi durumda gerçekten eziyet oluyor.

Yazıyı paylaşabilirsiniz.Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedIn
Yazar hakkında

Blog yazmayı ve teknolojiyi seviyorum. Bu konuların birinin ihtiyacına cevap olması benim için yeterlidir.

Yazıya yorum bırak